A.B.D. Başkanı Obama'nın Mısır'dan İslam dünyasına seslendiği, 'ESSELAMUALEYKÜM'le başlayan konuşmasını değerlendiren Prof. Dr. Haydar BAŞ ''OBAMA'NIN YAPTIĞI TİYATRODAN İBARETTİR; hiledir, yanlıştır ve yalandır.'' dedi.
Prof. Dr. Haydar BAŞ, ABD Başkanı Barack Obama'nın
MISIR'dan İSLAM DÜNYASIna seslendiği, 'ESSELAMUALEYKÜM'le başlayıp, ''Çocukluğumda EZAN sesiyle uyanırdım...''
şeklinde devam eden konuşmasını değerlendirdi.
Bu yeni taktikle hedefin, İslam dünyasının A.B.D.'ye karşı olan
refleksinin yok edilmek olduğunu ifade eden
Prof. Dr. Haydar BAŞ, bu ülkenin hali hazırda
AFGANİSTAN ve PAKİSTAN'da yaptığı saldırıları hatırlattı.
YAPILANLAR HİLE VE YALAN...
MISIR'daki konuşmasına 'ESSELAMU ALEYKÜM' sözüyle başlayan
Obama’nın yaptığının tiyatrodan ibaret olduğunu söyleyen
Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Demezler mi adama ki: MADEM SENİN DEDİKLERİN DOĞRUDUR; NEDEN SEN MÜSLÜMAN OLMADIN? 'ŞÜPHESİZ Kİ, ALLAH ÜÇÜN ÜÇÜNCÜSÜDÜR DİYENLER KAFİR OLMIŞTUR' diyor CENAB-I HAKK.
'Allah üçün üçüncüsüdür' diye kimler diyor?: Hıristiyanlar...
Obama hangi dine mensuptur?: Hıristiyanlık...
O zaman Obama'nın yaptığı TİYATROdan ibarettir, hiledir, yanlıştır ve yalandır. Bunlarla Müslümanları kandırmanın bir alemi yok ki.''
Prof. Dr. Haydar BAŞ, A.B.D. Başkanı'nın MISIR
konuşmasındaki sözlerinin, çok önemli bir proje kapsamında ifade edilmiş
olduğuna işaret etti. Prof. Dr. Haydar BAŞ şunları söyledi:
''Obama'nın böyle ifadeler kullanmasının manası: İslam dünyası BİZİM YAPTIKLARIMIZDAN ETKİLENMESİN, BİZE KARŞI ÇIKMASIN, HAREKETLERİMİZE MANİ OLMASIN, BİZE HOŞ BAKSIN, İYİ DESİN,
GÜZEL DESİN ve kendi içinden biz bunları yok edelim ve işgal edelimdir. Obama’nın sözlerini mantığı budur. Bu bir projedir.
Bu projenin içinde İSLAM DÜNYASININ İMHASI vardır, İLHAKI vardır.''
BATILILARDA MERHAMETE YER YOK...
Bu sözlerin ardından AFGANİSTAN ve PAKİSTAN'da A.B.D.'nin gerçekleştirdiği vahşi saldırıları hatırlatan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar BAŞ şunları söyledi: ''Peki, madem, bu batılıların medeniyetinde bu kadar merhamet var, şu andaki Afganistan'ın hali nedir?
Obama Mısır’da bu sözleri ifade ettiği gün Afganistan’da bir sürü olaylar oldu.''
MİLLET DE, SİYASET DE AYIKMALI...
Eski adı, 'DİNLERARASI DİYALOG' yeni adı, 'MEDENİYETLER İTTİFAKI' olan projeye de dikkat çeken BTP Genel Başkanı, Türkiye’nin Müslüman kimliğinden dolayı Avrupa Birliğine kabul edilmediğini ifade ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: ''Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz buyuruyor ki; 'Ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki, Hıristiyanlar kiler deliğine girse, fare deliğine girse ümmetim o deliğe girmeye çalışacak.' Öyle değil mi şimdi? Yahu adamlar seni kabul etmiyorlar. Kabul etmez. Bu bir kanundur. Aklını başına devşirsene. Milletin de bu noktada uyanması lazım siyasetin de.''TUNALIM...
Beyan edilen fikirler içerisinde en dikkat çekici ünlü milyarder James Goldsmith’inki oldu. Goldsmith şöyle diyor: “Tamamen değişen şartlara rağmen benimsemiş olduğu ekonomik ideolojinin geçerliliğini sorgulamayan medeniyetin kendi kendini yok etmesini seyretmek, ne kadar da şaşırtıcı bir şey”. Demek ki, bugüne kadar Batıda uygulanan ve dünyaya dayatılan ekonomi modelleri bilimsel ve evrensel gerçekler değilmiş, ekonomik ideolojilermiş. Dahası, Batı medeniyeti bunların üzerine bina edilmiş. Eğer bunlar çökerse –ki çöküyor- o zaman Batı medeniyeti de çökecektir. Burada akla şu soru gelebilir: “Peki, ideolojiler bilimsel ve evrensel değil mi?”. Hemen cevap verelim. Değil, ideolojiler, Batı dünyasında belli bir sınıfın, özellikle de egemen, sömürücü sınıfın gerçeğidir. Bu anlaşılınca Batılılar, ideolojileri bilimsel kılıflara soktular ve ardından da “ideolojiler öldü” diyerek toplumları kandırmaya çalıştılar, büyük oranda da kandırdılar.
Rahmetli Cemil Meriç, bu konuda şunları söyler: “İdeolojilerin zevali nazariyesi, dünyamızdaki ilerleme hamlelerini durdurmak için başvurulan son hile belki de. Kimse toplum yapısını değişiştirmeye kalkmasın diye, babadan kalma tutucu ideoloji yepyeni bir hüviyetle sahneye çıkarılmaktadır. Filhakika kalabalıkların ideolojilerden soğuması, kurulu düzenin çok işine gelmektedir ve tevekküle götüren bir soğuma. Tenkit zihniyetini boğan bir ruh iklimi geliştirmektedir”. (Bkz. Kırk Ambar, c.2, s. 299-300). Goldsmith’in sözleri, bu gerçeğin itirafı mahiyetindedir. Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu söyleyen Batılı yalnız Goldsmith değil. Aklı başında olan her Batılı bunun farkındadır. Bunlardan biri de BM İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi Jean Ziegler’dir. Ziegler, küresel ekonomik krizin bir ‘medeniyet krizi’ olduğunu söylüyor.
Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu, küresel kriz çıkmadan, yıllar önce de söyleyenler vardı. Meselâ, Fransız filozof Rene Guenon, Batı medeniyetinin sürekli kriz doğurduğunu ve çökeceğini haber verenlerdendir. Geunon, “Çağdaş Dünyanın Bunalımı” adlı eserinde şöyle diyor: “Bitecek olan bugünkü şekliyle Batı medeniyetidir. Batı medeniyetini dünyanın bütünü sayanlar, onun için kıyamet kopacakmış gibi telâşa düşüyorlar. Aslında bir devrin sonu bu, daha doğrusu kozmik bir devrenin. Mazide kavimler, ırklar, medeniyetler silinmiş tarih sahnesinden, silinecek de. Ne var ki, bu defaki kapsamlı, etkilerini bütün dünyaya hissettirecek bir değişiklik” (A.g.e., c.2, s. 443). Batı medeniyetin yıkılmasıyla, dünya yıkılmaz. Bir medeniyetin yıkılması, yeni bir medeniyetin müjdecisidir. İyi de, bu medeniyet hangi medeniyet olabilir? Bu soruya cevap verebilmek için tekrar Goldsmith’in sözüne dönmek gerekir. Goldsmith’e göre, Batı medeniyetinin temeli, geçerliliğini yitirmiş ekonomik ideoloji değil miydi? O halde yeni medeniyetin müjdecisi, bilimsel gerçeklere dayanan yeni bir ekonomi modeli olmalıdır. Bu da, ‘Milli Ekonomi Modeli’ adıyla ortaya konulan modeldir. Gerçekten krizden çıkmak, krizi fırsata dönüştürmek isteniliyorsa, tek çare ‘Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaktır. Gerisi, bataklıkta debelenmektir.
TUNALIM...